AH ŞU ÇOCUKLUK!

Ah şu çocukluk! Her daim mutlu olunan zamanlar. Gülünce, bütün duyguları unutturan o his, berraklığıyla,içtenliğiye, tüm güzellikleri ile, ah şu çocukluk. Çocukken; kurduğumuz hayaller, oynadığımız oyunlar, arkadaşlıklarımız. Çocukken her şey o kadar farklı, her şey o kadar narin ki! Hayatın gerçeklerinden habersiz, küçük dünyamızın içinde ne kadar mutluyduk. Sanki hayatın tüm güzellikleri bir perdeye yansımış da biz seyrediyor gibiydik.

Çocukluk; bahçede saatlerce oynanan oyunlar, hayal gücümüzü kullanarak yarattığımız oyunlar, düşlerimizde yaşattığımız kahramanlardı belki de. Belki de, bir uçurtmanın peşinden, yemyeşil bir alanda, üstümüzde mavi gökyüzü, durmadan koşa koşa, peşinden gitmekti. Gölgemizi hayretle seyredip, ardından ürkmekti, elektrikler olmadığında mum ışığında oturmaktı. Sonra duvara yansıyan mum ışığında gölge oyunu yapmaktı. Yazın sıcağında, oradan oraya savrulmaktı. Kum taneciklerinin üzerinde, kumdan kaleler yapmaktı, içimizden geldiği gibi davranmaktı, çocukluk. Suyu sevmekti, dalgalarla yarışmaktı.

Mutluluğu derinden yaşamak, yaşattırmaktı. Büyükleri güldürmek, hayatta doyasıya kahkaha atmaktı. Ah şu çocukluk! kendini her defasında hatırlatan anlar, hatıralar. Hayatın her dönemecinde ‘ ah keşke çocuk olsaydım’ dediğimiz anları yaşatandı. Bazen küçük bir gizli kutu bazen küçük bir defterdi; çocukluğumuzu anımsatan renklerdi, aklımızdakini yansıttığımız resimlerdi. Bizi biz yapan kendi değerlerimizin oluştuğu zamanlardı. Bütün içtenliğimiz ile yaşama kapıyı aralamaktı. Hayatı tüm samimiliğimiz ile yaşamaktı. Ah şu çocukluk! ne kadar çok özlettin kendini, ne kadar çok özlettin anılarımızı, hatıralarımızı, benliğimizi. Rüyalara dalmaktı. Kır bahçesinde en güzel papatyaları toplayıp, taç yapmaya çalışmaktı, çocukluk. Kır bahçelerine uzanıp bütün gökyüzünü kucaklamaktı. Bulutlar arasına saklanıp, hayallerimizi kurmaktı. Bir salıncağa oturup, saatlerce sallanmaktı, her defasında en yukarıya çıkmaktı.

Ah şu çocukluk! hayatımızın en güzel anları, mutlulukları, içtenlikleri. Yaşamın en güzel renkleri üzerinde bir silüet edasında dans etmekti. Kendimiz gibi, olduğumuz gibi, olmaktı. Hiçbir sonucu düşünmeden, yıldızlara karışmaktı. Yine yeniden, yıldızların kaymasını beklemekti, çocukluk.

Author: Büşra Özdeniz

Merhaba; Adımdan da anlaşılacağı üzre; mutluluklarımı, sevinçlerimi, heyecanlarımı paylaşan oldum hep. Hayatımın her dakikasında keşif yapmakla başladı, bu yolculuğum. İçimde sürekli beni harekete geçiren bir sincap; illa ki yeni bir yere gitmeli, öğrenmeli, keşfetmeli, paylaşmalı, hayatın özünü bulmalı... Bu sebeple, yarı zamanlı öğrenci, arkeolog, gezgin, hatta zaman bulduğunca hayal kuran ve kurduklarının peşinden giden bir hayalperestim. Bundan böyle, gerçekleştireceğim her hayalimi, gittiğim her yeni yeri, öğrendiğim her yeni bilgiyi buradan size aktaracağım. Bir gökkuşağına takılıp hayatı keşfetmek istiyorsanız, hadi öyleyse.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir