Bizans İmparatorluğu’nda Eğlence Hayatı; Hipodrom!

Hipodrom kelime anlamı atlı sporların yapıldığı stadyum olarak bilinir ve  tarihte ilk olarak Antik Yunan ve Roma medeniyetlerinde görülmüştür.

Bizanslılar zamanında “Hipodrom”, Osmanlılar zamanında ise “At Meydanı” adı verilen Sultanahmet Meydanı, iki imparatorluk döneminde de şehir merkezi olarak görülmüş ve en görkemli eserler bu bölgeye inşa edilmiştir.

“Büyük Saray” diye bilinen İmparatorluk Sarayı Hipodromun yanından başlar, aşağılara, deniz kenarına kadar uzanırdı.Hamamlar, mabetler, dini, kültürel, idare ve sosyal merkezler bu civara yerleşmişlerdi. Semt Bizans ve Türk devirlerinde de merkezi önemini devam ettirmiştir.

İmparatorluk locası bugün Sultanahmet Cami’nin olduğu tarafa denk gelmekteydi ve locanın üstünde ise Latin istilası sırasında Venedik’teki Aziz Marcus Meydanı’na götürülen, Lysippos’un tunçtan yaptığı 4’lü at heykeli bulunmaktaydı. Bizans döneminde Hipodrom’da, tekerlekli araba yarışları yapılıyordu. Arabalar, Dikilitaş, Yılanlı Sütun ve Milyonbar anıtlarının yer aldığı, “Spina” olarak adlandırılan bu alanın etrafında dönüyordu. Spina Duvarı’nın etrafında 7 tur atıp kazanan sürücü imparatorluk locasının önüne gelerek imparatoru selamlıyordu. Gün içerisinde 20 kadar oyun oynanabiliyordu ve oyunlar yıl içinde yaklaşık 60 gün sürüyordu. Çeşitli eğlenceler, taç giyme törenleri ve zafer alayları gibi birçok önemli etkinliklerin de yapıldığı meydan, şehrin o dönemdeki en merkezi bölgesiydi. Ancak Konstantinopolis eski gücünü kaybettiğinde bu alan yalnızca özel günlerin kutlandığı bir mekana dönüştü.

 

 

 

Dikilitaş, Örme Sütun ve Yılanlı Sütun

Spina duvarının Dikilitaş, Örme Sütun ve Yılanlı Sütun yer almaktadır. Bu eserlerden Dikilitaş Mısır’dan, Yılanlı Sütun ise Delfi’deki Apollon tapınağından getirtilmiştir. Antik Mısır eseri olan Obelisk’e halk arasında genelde yalnızca Dikilitaş denilse de Theodosius Dikilitaşı olarak da anılır. Obelisk sütunun Marmara sahilinden Sultanahmet meydanına taşınması için özel raylı yollar yapıldığı anlatılır. Dikilitaş’ın 4 cephesinde antik Mısır dilinde metinler yazmaktadır. Taşın mermer kaidesinde Latince ve Grekçe yazılar bulunur. Örme Dikilitaş (Örme Sütun) veya daha az bilinen adıyla Konstantin Dikilitaşı, 32 metre uzunluğundadır. 7.Konstantin tarafından bakımları yaptırılmış ve babası olan İmparator 1.Basileios’un savaşlarını ve zaferlerini anlatan kabartma tasvirler eklenmiştir. Hipodrom aslında Roma, Yunanistan, Ege Adaları, Mısır gibi pek çok yerden getirtilen tunç, bronz ve bakır heykellerle süslenmişti fakat eserlerin hemen hemen tamamı 57 yıllık Latin işgalinde yok edildi.Eserler ya satıldı, ya başka yerlere gönderildi ya da eritilerek sikke, kılıç, kalkan yapımı için kullanıldı.

 

 

Romalıların Sesi Yükseliyor: Nika, Nika, Nika!

Nika ayaklanması, İstanbul tarihinin en kanlı isyanlarından biridir. 532’teki ayaklanma sonucunda tam 30.000 – 40.000 arası insan hipodromda kılıçtan geçirildi.  Maviler ve Yeşiller ilk başlarda sportif faliyetlerdeki iki ayrı takımı temsil etse de zamanla  o dönemin politik taraftar grupları halini aldılar. Şehir milislerinin de kaynağı olan bu gruplar, farklı takımları tuttukları gibi farklı çevreleri temsil ederlerdi. Yeşiller, zanaatkârları ve tüccarları yani şehirlileri; Maviler ise çiftçileri ve toprak sahiplerini yani köylüleri temsil ederlerdi. Maviler hipodromda, imparatorluk locasının sağında yani gölgelik kısımda; yeşiller ise sol tarafta otururlardı.

İsyan günü çıkan yangın tüm gece devam etti.Erkekler, kadınlar, yaşlılar… Hipodromun beyaz mermerleri kandan gözükmeyinceye, tek bir sivil canlı kalmayıncaya kadar askerler halkı katletti. İsyanın diğer önemli etkisi ise hipodroma yönelik oldu. Yarışlar süresiz durduruldu ve hipodrom kamusal toplantılara kapatıldı. Burası artık sadece özel gün ve bayramlarda kullanılan bir alan olacaktı.

 

At Meydanı

Osmanlılar İstanbul’u fethettikten sonra, araba yarışlarının yapılması nedeniyle bu bölgeye “At Meydanı” adını vermiş ve şehrin merkezi olarak da bu bölgeyi seçmişlerdi. Topkapı Sarayı’nın meydana oldukça yakın bir yere inşa edilmesi de bunun en önemli göstergesidir.  At Meydanı’nın, tıpkı Roma dönemindeki gibi bir isyan merkezi olduğudur. Yeniçeriler, ayaklanma hallerinde burada kamp kuruyor ve kazanlarını ters çeviriyorlardı.

 

Hipodrom yıllar boyunca hem bir eğlence merkezi hem de bir toplanma ve baş kaldırı meydanı olmuştur.

Author: Şevval Yılmaz

İstanbul Üniversitesi / Tarih

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir