Franz Kafka

   3 temmuz 1883’te Prag’da doğan Kafka, varoluşçuluk akımının öncülerindendir. Bu akım, insan özgürlüğüne inanır ve insanların davranışlarından sorumlu olduğunu öne sürer. Kafka’yı okumaya başlayıp, bunu sürdürdüğünüzde anlayacağınız gibi varoluşçuluktan başka hiçbir akım Kafka’yı bu kadar iyi tanımlayamazdı.
   Küçük yaşlardan itibaren babasıyla iyi geçinemedi. Bu anlaşmazlık, Kafka’nın tüm eserlerinde kendini belli etti. Bu sorunları belli aldığı”Babaya Mektup” yapıtında da bu geçimsizliği açıkça görebiliriz. Bu sorunları  Kafka’ dan daha iyi kimse anlatamaz ve bırakalım da Kafka anlatsın:
Asker selamı vermeyi ve asker gibi yürümeyi becerdiğim zaman desteklerdin beni, ama ben geleceğin askeri değildim ya da iştahla yemek yiyebildiğim, hatta yanı sıra bir bira da içebildiğim zaman desteklerdin ya da anlamadığım şarkıları tekrar edebildiğim veya senin en sevdiğin lafları senin peşinden geveleyebildiğim zaman, ama bunların hiçbiri benim geleceğimin bir parçası değildi. Ve aslında bugün bile, herhangi bir konuda, ucu ancak sana da dokunuyorsa, zedelediğim veya benim şahsında zedelenen (Örneğin Pepa beni azarladığı zaman) senin onurunsa destekliyorsun beni. O zaman destekleniyorum, bana değerim hatırlatılıyor, yapmaya hakkım olan hamlelere dikkatim çekiliyor ve Pepa mutlak bir biçimde mahkûm ediliyor. Ama şimdiki yaşımda artık desteğine neredeyse hiç ihtiyaç duymadığımı bir kenara bıraksak bile, ancak öncelikle söz konusu olan ben değilsem, gelen desteğin bana ne faydası olacak? (Babaya Mektup)



   Benim Kafka ile tanışmam Dönüşüm kitabıyla oldu. Küçük yaşlarda okuduğumda Kafka’nın ne kadar yalnız ve çaresiz olduğunu anlamıştım fakat, ilerki yaşlarda okuduğumda Kafka’nın içsel bunalımının seviyesini kavrayabildim ve bu onun ne kadar güçlü olduğunu anladım.
   Kafka gerek Şato romanıyla otoriteyi sert bir dille eleştiren bir yazar, gerekse Milena’ya onlarca mektup yazabilecek kadar aşık bir insandı. Bazen de Dava’yı yazacak kadar ileri görüşlü ve karamsar biri oldu ama sonunu yazmayarak ve geleceği yaşayarak kitabı anlamamızı isteyecek kadar düşünceliydi.
   Kafka ve eserleri ile ilgili görüşler yazmakla bitmez ancak 41 yıllık kısa yaşamına bunca eser sığdırdığı için ne kadar teşekkür etsek azdır. Bahsetmeden edemeyeceğim kişi de Kafka’nın arkadaşıdır. Çünkü Kafka ondan öldükten sonra onun eserlerini yakmasını istemiştir. Fakat O iyi ki yakmamış ve iyi ki Kafka’nın bizi aydınlatmasına izin vermiş.

Author: Dilara Ayyıldız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir