Hakan: Muhafız İncelemesi

Netflix’in yapımcısı olduğu Türk dizisi Hakan: Muhafız, ilk sezonuyla yayında. Ben de diziyi izleyip bitirdim ve görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim fakat kendi açımdan fazla negatif şeyler de gözlemledim. Spoiler içerdiğini baştan söyleyeyim.

 

Öncelikle eğer bu Türkçe bir dizi olmasaydı izlemeye devam eder miydim bilmiyorum. İlk bölüm asla bende bir ilgi ve merak uyandırmadı. Önyargılı olmayayım diyerek geçtim ikinci bölüme ve aslında taşlar daha düzgün yerine oturmaya başlıyor izlemeye devam ettiğinizde. Biz Türklerin doğasında olmadığından herhalde kırk dakikalık diziler yapmak, ilk bölüme dizinin hikayesinden çok fazla unsur konmadığını düşünüyorum. Şayet gezinirken görüp merak edip açtığım bir dizi olsa izlemeye devam etmeyebilirdim.

 

Bence dizide İstanbul çok iyi tanıtılmış ve dizinin İstanbul’un en önemli ögelerinden biri olan uzun tarihiyle bu kadar içli dışlı olması güzel bir detaydı. Mahalle kültürü ölmeye yüz tutmuşken onun da yansıtılması hoşuma gitti.

 

Diziyi biraz hızlı ilerliyor buldum ben açıkçası. Çok orijinal fikirler yoksa ileriki sezonlarda tekrara düşebileceğini düşünüyorum. Her bölüm dizinin hikayesine çok fazla yön veren bir şekildeydi. Arada bu kadar etkili olmayan bir iki bölüm bulunabilirdi. Yabancı yapımlarda çok gözlemlediğim bir şey olduğunu düşünüyorum. Bazen yerinde saymak veya iki ileri bir geri gitmek o kadar da kötü bir fikir değildir.

 

Ayrıca her şey çok kolay gerçekleşiyor dizide. Nasıl kolay derseniz, ufak bir araştırma veya bir insan hemen her şeyin hallolmasını sağlıyor. Ben biraz daha çabaladıklarını görmek isterdim. Bir şeyleri elde etmek sanki dizide çok kolay. Örnek vermek gerekirse; şu meşhur hançeri müzeden çalmaları. Bana göre çok kolay oldu bu.

Hakan karakterinin Çağatay Ulusoy’a yakıştığını söylemek istiyorum. Ama belki daha az bilinen bir yüz de olabilirdi. Burada biraz dizinin kendini izlettirme taktiği uyguladığını düşünüyorum. Diğer karakterleri o kadar sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Öncelikle Doktor karakterinden başlamak istiyorum. Bana samimi gelmedi sanki, bir şey olmamış ama ne bilmiyorum. Zeynep karakterine nötr hissediyorum fakat Leyla’ya bayıldım.

Dikkatimi çeken bir diğer nokta ise, Hakan – Leyla aşkının bu kadar çabuk alevlenmesiydi. Hızlı gelişmesi sorun değil aslında, fakat bu resmen üç günlük şeyin aşka dönüşmesi hızlı oldu bence. İlk bölümden beri Zeynep’in Leyla’yı kıskandığını ve diğer sezonda bir aşk üçgeni olacağını düşünüyorum. Türk dizilerinde bir kaçınılmaz daha, aşk üçgeni.

 

Son birkaç bölüm dışında dizi heyecanlandırma konusunda iyi değildi bence. Ölümsüz’ün Faysal Erdem olduğu ilk bölümden gözümüze sokulmuştu. Gerçekten Mazhar olduğuna inanan oldu mu bilmiyorum. Sonra Faysal’ın Leyla’ya verdiği kolyenin de aradıkları taş olduğu gayet belli edildi. Ama bütün bunlara rağmen yine de ikinci sezon için hiç ipucu verilmemesine sevindim, kafamda çok fazla soru işareti oluştu.

 

Bu dizi bence daha iyi bir intro’yu hakediyordu. Özel efektlerden bahsetmek istemiyorum bile. Müzikleri beğendim. Diyalogların da gelişmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Daha iyi bir hal alırsa ikinci sezonu da ve gerisini de izleyeceğim. 10 değil 13 bölüm olsa daha iyi olabilir ve biraz daha hikaye sindirilerek ilerlenebilirdi diye düşünüyorum. Ama yine de dizi izlerken sıkmıyor ve çok akıcı. Yine de Muhafız bana gömleği olmadan fazla savunmasız geldi.

Author: Ece Üstün

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir