İstifçilik

Bazı insanların eşyalarına karşı aşırıya kaçan bağlılıkları vardır. Eşyalarıyla aralarında farklı bir bağ vardır sanki. Onlara diğer insanlardan farklı olarak anlamlar yüklerler ve onları çok iyi ir şekilde muhafaza ederler. Ve garip bor şekilde aldıkları hiçbir şeyi atmazlar , saklarlar ve günün birinde mutlaka kullanacaklarını , işe yarayacağına düşünerek biriktirirler. Onlar için bir çöpe dahi ileride işe yarayacak bir eşya gözüyle bakılır. Bu durumu yaşayan kimselere istifçi denir. Ve istifçilik dünyanın bir çok yerinde insanların yaşadığı psikolojik travmalar sonucu kaynaklanan psikolojik bir rahatsızlıktır. Peki bu insanları istifçiliğe iten olaylar nedir ? Ailede yaşanılan büyük kayıplar, ölüm , terk edilme , yalnızlaşma , yaşlanma korkusu , maddi sıkıntılar , çevreden soyutlanma gibi yaşanılan bazı durumlar istifçiliğin başlamasına neden olabiliyor. Bir diğer sebebi de istifçiler eşyalarını kendilerine hatırlatıcı olarak kullanıyor. Bir şeyi , bir olayı veya kişiyi o eşyayla bağdaştırıyor ve o olmadan o durumu hatırlayamayacağını düşünüyor. Bu yüzdende asla eşyalarını atmıyorlar. Bu atmama ve biriktirme arzusu sonucunda ise kişilerin evlerinde yaşayacak yaşam alanları kalmıyor. İnsanların günlük yaşamlarında gerçekleştirdiği günlük rutinleri bile yapamayacak hale geliyor. Bu durum karşısın da , belediyeler evlerini çöp ev ilan ediyor ve bunun sonucunda kişinin ya evini temizlemesini yada evini terk etmesi gerektiğini bildiriyor. Bu durumla karşı karşıya gelen istifçi büyük bir travma yaşıyor ve yapacağını bilemiyor. Yaşadığı yere bakarak büyük utançlar duyuyor ve kimden ve nasıl yardım isteyeceğini bilemiyor. Hatta bazı istifçilerin ailelerinin bu durumdan haberi bile olmuyor. Yaşadığı bu olaydan utanç duyan kişi çoğu zaman ailesini evine sokmuyor.

Aileleri evlerini gördüklerinde gördükleri karşısın da gözlerine inanamıyor. İstifçilikle mücadele edebilmek için bir çok kuruluş ve bu durumla ilgili yapılan programlar var. İstifçilerin son çare olarak evlerinin elden gitmemesi için bu kuruluşlardan birine başvurması ile evi temizleme ve kişiye psikolojik destek süreci başlıyor. Yaşanılan bu temizlik sürecinde istifçiye ailenin desteği en büyük etken. İlk aşamada kişiden atılmasını istediği eşyaları ayırması talep ediliyor. Ve en büyük sıkıntıda bu aşamada başlıyor. İstifçi neyi atması gerektiğini bilmiyor , hangisinin çöp hangisinin kullanabileceği eşya olduğuna karar veremediği için görevliler ve ailesiyle büyük çatışmalar çıkabiliyor. Görevlilerin ve ailesinin atmak için eline aldığı eşyayı ısrarla tutmak isteyen istifçi beklenmeyen bir biçimde saldırıya geçiyor. Öfke krizleri geçiriyor ve onu atmamakta inat ediyor. Bu durum karşısın da temizlik süreci aksıyor ve bu süreç giderek zorlaşıyor. İstifçi çoğu zaman atılan eşyaları karşısın da göz yaşlarını tutamıyor ve sanki hayatından bazı parçaları atılıyormuş gibi hissediyor. Bu duygusal süreçte ailesiyle de büyük kavgalar yaşıyor. Bu noktada psikoloğun devreye girmesi çok önemli. İstifçiyle bir şekilde diyalog kurup bu serzenişlerin altında yatan nedenleri öğrenebilmek ve bu durumu normal karşılayabilmesi için ona telkinlerde bulunması gerekli. Bu temizleme sürecinde geçen her aşamada istifçi bu duruma bir şekilde alışıyor , kabul ediyor ve anlayışla karşılamaya başlıyor. Artık atılması gereken eşyaları ayırabiliyor çevreye karşı daha ılımlı ve pozitif bir şekilde yaklaşıyor ve atılan her eşyasında kendini hafiflemiş hissediyor. Eski inatçı ve sabit fikirli duruşundan vazgeçiyor. Hatta şaşırtıcı bir şekilde bir sürü eşyayı atmayı teklif ediyor. Yaşanılan bu süreçte ailesiyle ve çevresiyle iletişimi güçleniyor nasıl yaşaması gerektiğini bundan sonra ne yapması gerektiğini planlıyor. Son aşamaya gelindiğinde evdeki pislikler , çöpler ve atılması gereken eşyalar çıkarıldığında artık kalabalığın gitmesiyle kişi için yaşanılacak bir yasam alanı oluşturulduktan sonra istifçiye sürpriz olarak yepyeni bir ev hazırlanıyor ve onu eve sokuyorlar. Evin yeni halini gören istifçi göz yaşlarına hakim olamıyor ve inat etmeyi bırakıp birlikte çalışmakta ne kadar iyi yaptığını bir kez daha anlıyor. Ve bu rahatsızlık karşısın da psikolojik tedaviye devam edeceğini söylüyor. Artık onun hayatı tamamen değişti. Yeni rahat edebileceği, özgürce hareket edebileceği, günlük rutinlerini gerçekleştirebileceği, utanmadan sıkılmadan ailesini ve arkadaşlarını çağırabileceği bir evi var artık. O artık eşyalarına bağlı bir hayat değil çevresine açık, onlar ile iletişimi güçlü, kendisi için çabalayan , konuşabilen ve hayata umutla bakan bir birey. Artık gereksiz eşyaları çöpe atıyor, gerek olmadıkça yeni eşya almıyor ve evine bağımlı yaşamıyor. Hiçbir rahatsızlığın tedavisi yoktur diye düşünmeyin. Her şeyin bir çaresi vardır ; geç kaldım diye umutsuzluğa kapılmayın. Siz yeter ki elinizi uzatın yardımınıza koşacak her zaman bir el yetişecektir size.


Author: Fatmanur Türk

Hayatın acı gerçeklerinden kaçıp hayallerine sığınan bir yabancı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir