LEGO Filmi 2

 

Bu kadar başarılı olacağını beklemediğim, espriler olsun, akıllara takılan Everything is Awesome şarkısı ile LEGO Filmi bence çoğu gönüle taht kurmuştu. Ardından gelen LEGO Batman Filmi de o kadar güzel bulmasam da, yanlış anlamayın hala güzel, fakat LEGO Filmi kadar cezbetmemişti beni. Ninjago serisi ile de aram eh, bana hitap etmiyor. Ama LEGO’nun filmleri genel olarak çok başarılı, ki büyük bi yaş aralığına hitap etmesi bence en iyi avantajı. (Şimdiden söyleyeyim spoiler içerir)

 

İlk film bu kadar güzel olunca, ikinci film için beklentileri biraz yükseltmiş oldu. İlk filmin sonlarında, aslında bu dünyanın, babası ile oynayan bir oğlan çocuğu tarafından yaratıldığını öğreniyorduk ve film, bu çocuğun LEGO’larını kız kardeşi ile paylaşması gerektiği gerçeği ile yüzleşmesiyle bitiyordu. İkinci film de bu noktadan, kız kardeşin, uzaylı DUPLO’lar ile şehri istila etmesi ile başlıyor ve ardından 5 yıl ileriye sarıyor. İnsanların varlığının bizim için artık sürpriz olmaması nedeniyle, filmin en başından itibaren gerçek setlerle oynayan Finn ve ailesini ara ara görüyoruz. Ve sonra şehrin tamamen yok olmuş olup distopik bir kıyamet sonrası şehre dönüştüğünü görüyoruz. Bu aradaki 5 yılda herkes biraz değişime uğramışken Emmet hala “her şeyin mükemmel olduğunu” düşünüyor.

 

Şehrin bu düzeni, Minidoll olmasından kız kardeşine ait olduğunu anladığımız bir uzaylı tarafından bozuluyor ve şehrin Emmet dışındaki başroldeki sakinlerini uzay gemisine doldurup Systar sistemine kaçırıyor.Kraliçe Watevra Wanabi tarafından yönetilen Systar sisteminde gerçekleşecek bir düğüne davet edilen bu karakterleri kurtarmak için Emmet de onların arkasından yola çıkıyor. Uzayda Emmet, Rex Dangervest ile karşılaşıyor ve ikili birlikte maceraya devam ediyor. Özet olarak konusunu böyle anlatabiliriz. Ve ardından olaylar bir sonuca bağlanmaya başlar.

 

Filmde çok sayıda referans ve gönderme yer alıyor. Bence hepsinin küçük izleyicilerin anlayabileceği seviyede olduğunu düşünmüyorum, ama hepsi zekice ve çok yerindeydi.

 

İki kardeşin LEGO’larıyla yaptığı bu küçük savaş, arada bize de yansıtılarak filme derinlik katmış. Sanki onların zihinlerinde bir yolculuğa çıkmak gibiydi.

 

Film başlarda biraz durağan başlıyor, ve sonra olaylar birden peş peşe ilerliyor, daha dengeli olması benim açımdan daha iyi bir seyir sağlayabilirdi.

 

Filmde, tekrardan kaçınmak adına olabilir veya yeni bir şeyler izlemek için de, ilk filmde önemli roller üstlenen Unikitty, Benny ve Metal Beard’i çok az görüyoruz. Bence daha yeni karakterler olması daha iyi olmuş.

 

İlk filmi iyi bir şekilde tamamlamış, benim için gayet akıcı geçen bir film oldu. Muhtemelen birkaç kere izleyeceğim filmler arasına girmedi, ama mutlaka film önermemi isteyen birine tavsiyede bulunacağım.

 

 

 

Author: Ece Üstün

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir