Nefes

Şöyle bir baktığımızda; hayatımızda o kadar çok konuyu düşünüyoruz ki! Bir süre sonra neredeyse kendimizi unutuyor hale geliyoruz. Ailemizi düşünüyoruz, arkadaşlarımızı, işimizi, okulumuzu, sorumluluk duyduğumuz önemli konuları düşünüyoruz.

Bütün yaşamımızı, sadece tek bir yöne doğru odaklıyoruz. Hayatın bir sınırı içerisinde buluyoruz kendimizi. Kendimize ait tek bir an, sadece bir nefes. En son ne zaman kendimiz için herhangi bir şey yaptık? Ne zaman mutluluktan gözlerimizin içi parladı? Hayatı doyasıya yaşadığımızı hissettiren ne oldu? Kendimizi dinledik mi hiç? Peki, ne zaman sonu olmayan kahkahalar attık? Bazen, bütün bu sorulara cevap ararken buluyoruz kendimizi.

Bir an olsun, bütün düşündüklerimizi yavaşça kenara bıraksak. Bir kağıt ve kalem olsa, alsak elimize; şuana kadar yapmak istediklerimizi, hayallerimizi, yazsak. Şimdiden yazarken, yüzümüzdeki gülümsemeyi hayal ediyor gibiyim.

Bir kez olsun düşünelim; şimdi bambaşka bir yerdeyiz. Tam karşımızda, gözlerimizin önüne serilmiş deniz. Deniz masmavi, içimizi açan, güzel kokan, arada yüzerken uykumuzu getiren, duru, dalgası bile hafif. Güneşin gözlerimize yansıttığı ışık ile beraber, doğanın naif ruhu içerisindeyiz. Bir sessizlik edasında, ruhumuzu besleyen bir huzur. Kumların üzerinden kalkıp, sahil kenarında yürümeye başlıyoruz, ayak bileklerimize çarpan dalgalar ile birlikte yüzümüzde bir huzur beliriyor.

Gökyüzünün bu denli güzel olması, bizim mutluluğumuza ortak oluyor sanki. Yavaşça güneş batıyor, gün batımını izlemek zihnimizi rahatlatıyor. Kumların üzerine uzanmış, yıldızların birbirlerine göz kırpmalarını izlerken bir yıldız kayıyor, gözlerimizi kapatıyoruz. Aklımızdan o an hayallerimiz geçiyor. Gözlerimizi açıyoruz, adeta sonsuzluğa doğru giden, üzerinde yakamozları ile birlikte süzülen, deniz duruyor karşımızda. Sadece tek bir an demiştim. Mutluluğumuz, hayallerimiz, hissettiklerimiz, hayatımız; bizim için. Kendimize ait tek bir an; sadece bir nefes.

Author: Büşra Özdeniz

Merhaba; Adımdan da anlaşılacağı üzre; mutluluklarımı, sevinçlerimi, heyecanlarımı paylaşan oldum hep. Hayatımın her dakikasında keşif yapmakla başladı, bu yolculuğum. İçimde sürekli beni harekete geçiren bir sincap; illa ki yeni bir yere gitmeli, öğrenmeli, keşfetmeli, paylaşmalı, hayatın özünü bulmalı... Bu sebeple, yarı zamanlı öğrenci, arkeolog, gezgin, hatta zaman bulduğunca hayal kuran ve kurduklarının peşinden giden bir hayalperestim. Bundan böyle, gerçekleştireceğim her hayalimi, gittiğim her yeni yeri, öğrendiğim her yeni bilgiyi buradan size aktaracağım. Bir gökkuşağına takılıp hayatı keşfetmek istiyorsanız, hadi öyleyse.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir