RAHİBE TERESA

Bir ömür de kaç insan kurtarılır? Peki bir rahibe ateist olabilir mi?

Arnavut bir Katolik olan Agnes Gonca Boyacı 26 ağustos 1910 yılında Üsküp’te doğdu. 17 yaşında Katolik bir misyoner rahibe olarak görevlendirildiğine dair ilahi bir mesaj aldığını iddia etmiştir. Bunun üzerine 18 yaşında rahibe olmaya karar vermiştir.

 

Hindistan’daki misyoner çalışmalarıyla ünlenen Loretta hemşirelerine katıldı, Teresa ismini aldı. Hindistan’ın batı bengal eyaletinin başkenti olan Kalküta da lise öğretmenliği ve yöneticiliği yaptı. Bu dönemde vereme yakalandı ve Darjeeling’e gönderildi. Darjeeling treninde yoksullarla yaşayıp, çalışmasını emreden ikinci bir ilahı mesaj aldığını iddia etmiştir. Bu sebeple yoksul ailelerin çocuklarına ders verip hastaların evlerine giderek tedavilerine yardımcı olmaya başladı. 1950 yılında Vatikan’dan izin alarak 12 kişiyle kurduğu Hayırsever Misyonerler Cemaati, zaman içinde dünyanın 450 noktasında 4000 rahibenin hizmet verdiğim bir yardım topluluğu oldu.

Ödülleri

Rahibe Teresa dünya barışına katkısı nedeniyle Papa 23. John Barış Ödülünü,1979 Nobel Barış Ödülünü ve ABD’nin en önemli sivil ödülü olan özgürlük madalyasını aldı. 1996 yılının Kasım ayında onursal ABD vatandaşı oldu. 5 Eylül 1997 de sadece kendi elleriyle 1000 kişiyi kurtardığı Kalküta şehrinde hayatını kaybetti. Ölümünden sonra 2003 yılında Vatikan tarafından kutsandı ve azize ilan edildi.

Ölmeden önce 40 yıl boyunca üstlerine ve papazlara gönderdiği mektupları Rahip Brian tarafından kitaplaştırıldı. Bu mektuplarda gizli kalmış çarpıcı gerçekler ortaya çıktı. 1949 yılından ölümüne kadar Rahibe Teresa’nın ruhunda büyük boşluklar olduğu ve inancının sarsıldığı görülmektedir. Öyle ki 1979 yılında yazdığı bir mektupta şöyle diyor, “Hz.İsa sizin için büyük aşk anlamına geliyor, benim içinse sessizlik ve boşluk. Bakıyor ama göremiyorum. Dinliyor ama duyamıyorum.Dua ederken dilim hareket ediyor ama konuşamıyorum. ” mektuplarında genellikle inancıyla ilgili kaygılarını ve tanrıyla cennetin varlığına ilişkin şüphelerini dile getirdi. Bu sorgulamanın başlangıcı ise Kalküta’da yoksul ve ölmekte olan çocuklarla ilgilendiği döneme denk gelir. Teresa, iki yüzlülük olarak adlandırdığı ve hissettikleriyle yansıttıklarının arasındaki çelişkiden kaynaklanan bu durumun farkındaydı. Belki de bunun için ölümünden sonra bütün mektuplarının yakılmasını istemişti.

Mektupları yayınlayan Peder Brian mektuplardaki sözler için Rahibe yaşadığı ruhsal işkenceye yönelik olduğunu anlatsa da medya tarafından yanlış yorumlanıp Teresa’nın ateist olduğu iddia edildi. Teresa’nın adını bu kadar bilmemizin veya insanlara bu kadar yardım etmesi inançlarından dolayı olmadığı için bu durumun inanca vurulması Teresa’ya haksızlık olacaktır. Dünyayı daha barışçıl ve yardımsever bir şekilde bıraktığı gerçeği göz ardı edilemez.

Author: Ebru Kara / Yazar

Hukuk Okuyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir