SOVYET KURBANI ARAL GÖLÜ

Özbekistan ve Kazakistan sınırları içerisinde yer alıyordu ve bir zamanlar İrlanda büyüklüğünde idi. O zamanlar devasa büyüklüğü sayesinde deniz olarak adlandırılan Aral Gölü artık aynı büyüklükte bir çöl olarak kabul ediliyor.

Henüz kurumaya başlamadığı zamanlar 40 metre derinliği bulabilen ve 68,000 km² ‘lik bir alana yayılan Aral Gölü, Asya Kıtası’nın 2, dünyanın ise 4. en büyük gölüydü.

PEKİ NEDEN KURUDU?

İNSANOĞLU HİÇBİR ZAMAN AZ İLE YETİNMEDİ.

1960’lı yıllarda Sovyet Yönetimi Kazakistan ve Özbekistan arasındaki pamuk ekim alanlarını artırarak dünyanın en büyük pamuk üretim bölgesini oluşturmayı hedefledi. Nitekim 20 yıl kadar sonra, hedefleri doğrultusunda başarıya ulaştılar. Fakat nasıl?

Pamuk üretiminde zirveyi görmenin ve gölün çöle dönüşmesinin sebepleri aynı. Orta Asya’nın en büyük iki nehri Amu Derya(Ceyhun) ve Siri Derya(Seyhun) zamanında Aral Gölünü besliyordu. Bu durum hem balıkçılara yardımcı oluyordu hem de küçükbaş-büyükbaş hayvan yetiştiricilerine. Bölgede bulunan Moynak kasabasında halk geçimini balıkçılıktan sağlıyordu. Özbekistan’ın balık ihtiyacı neredeyse tamamen bu kasabadan giderilebiliyordu. Ancak durumlar yavaş yavaş ve göz göre göre değişti. Sovyet Hükümeti, Aral’ı besleyen nehirlerin akış yönünü binlerce kilometrelik su kanalları ile değiştirdi ve kaynakların büyük çoğunluğunu kurak topraklardaki pamuk tarlalarına yönlendirdi. Bunun sebebi ise pamuğun yetişmek için bol su ve sıcaklık istemesi idi. Pamuk üretim alanlarını devasa boyuta getirmek için bu hamleleri yapan Sovyet Hükümeti ve Su İşleri Bakanlığı, Aral’daki durumun da farkındaydı. Ancak bölge halkından devamlı gelen ‘SU ÇEKİLİYOR’ uyarılarına rağmen hükümet politikasını değiştirmedi.

ÇEKİLEN SUYUN BÖLGE HALKINA ZARARLARI

Yüksek tuzluluk oranına sahip olan Aral Gölünde su çekildikçe tuzluluk oranı daha da arttı ve göl, yavaş yavaş bir tuz çölüne dönüştü. Balıkçılık faaliyetlerini sona erdirmek zorunda kalan halk bölgeden göç etti. Özellikle Karakalpakistan’a bağlı Moynak kasabasının nüfusunda büyük bir azalma meydana geldi

Bugünlerde %90’ı kuruyan Aral Gölü ve çevresi, aynı zamanda pamuk dikiminde kullanılan zirai ilaçların atıklarıyla da mücadele etti. Tarım ilaçlarının zehirli kalıntıları Aral Gölü’nün dibine yerleşti ve göl kuruduğunda bölge halkının sağlığına büyük zararlar verdi. Çölleşen göl çevresinde rüzgar etkisiyle kalkan tozları soluyan bölge halkı solunum yolları hastalıkları, kanser ve böbrek rahatsızlıklarıyla da karşılaştılar. Gölün kuraklığının hissedilmeye başlandığı 1980 yılından itibaren 10 yılda akciğer rahatsızlıkları 2 katına çıktı. 2000’lerin başında yapılan bir araştırma ise çocuk ölümlerindeki büyük artışları tüm dünyaya gösterdi.

ŞİMDİLERDE NELER YAPILIYOR?

Aral, 1980’lere gelindiğinde canlı yaşamın bitmeye başladığı, suyun hayatı etkileyecek düzeyde çekildiği bir göl olmuştu ve bugünlerde küçük bir sulak kısım haricinde tam anlamıyla bir çöl diyebiliriz. Şimdilerde Moynak ve onun gibi Aral Limanları, gövdesiz kalmış yüzlerce tekneye mezar olmuş durumda.

Özbek hükümeti bölgede hala etkisini gösteren zehirli gazların havaya karışmaması ve bölge ikliminin tamamen değişmemesi adına bir proje başlattı. Gelişen kökleriyle tonlarca toprağı tutabilen ve Orta Asya’ya özgü olan Saksaul ağaçları hükümet tarafından bölgede dikilmeye başlandı. Çevredeki sorunu yine bu çevreye uyumlu saksaul ağaçları ile aşmak isteyen yönetim, başarılı olunursa kuruyan gölün tüm yüzeyine ağaçları dikecek ve zehirli gazların havaya karışmasını önleyecek. Sürecin yavaş işlediğini ve şu anki dikim hızıyla gelişme kaydedilemeyeceğini söyleyen yetkililer maddi destek ve yatırıma ihtiyaçları olduğunu dile getiriyorlar.

5 buçuk yıl önce dikimine başlanan saksaul göl civarında yarım milyon hektarlık alana yayıldı ancak 3 milyon hektar daha dikilmesi gerekiyor.

(Saksaul Ağacı)



Author: Alper Çavdar / Kurucu Editör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir