TİK TAK-TİK TAK

Varoluş nedenini anlamlaştırmaktır yaşamak. Nedene ve sonuca bağlı kalmadan anı yaşamaktır. Elimizde olan nedir? Güç mü, kudret mi, irade mi?

Her soru askıda kalıyor yaşamın şifresini çözmekte. Geçmiş geçmişte kalmıştır, etkileşmek söz konusu değilken, gelecek gelmeye de bilir. O zaman dem bu demdir. Anın hakimi olabilir mi insan acziyetini kabul etmedikten sonra. Teslim olması gerekir cüzi iradenin külli irade ışığına. Teslim olmak şarkı söylememek değildir, ya da bir çiçeğin kokusunu içine çekmemek. Yazılmış şarkıyı ve çiçeğin yaydığı o efsunlu kokuyuduymaktır mesele. Hem daha kolaydır. Daha özgürdür ruh teslim olmakla. Kendini masmavi suların üzerinde rüzgarın rotasında seyreden Nuh’un gemisi gibi, karaya vururum korkusu olmadan.

Birde tam tersini düşünelim, teslim olmamak tutsaklıktır. Her an kaçak yaşamak, kaçak yüzmek zorundadır, çalıntı aşklara yelken açan NASROK gemisi gibi. Her tarafı çürümüş, tiranlaşmış nefis kaptanı, firavun misali Nil’in derinliklerinde açılmış gözleri.

Zamanın kucağındasın can…

Yelkovan dönüp duruyor. KUR ANını. Durmakta bile aktiflik vardır unutma. Bozuk saat ol mesela. Günde 2 kere doğruyu göster kendine.

Uyan can, uyanma vakti. Bu birinci doğru…

Uyar can, uyarma vakti. Bu da ikinci doğru… Tik tak-tik tak!



Author: Betül İlhan Sert

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir