ÜÇ NOKTA

Mutfak masasının bir ucunda sen, öbür ucunda ben. Önümde bir dublenin sende göremediklerimi göstermesini ümit etmek. Belki mavi gözlerinin derinliklerinde saklanan taze bir geçmiş, geleceğe dönük bekliyor. İçim de birikmişlik duruyor, gözlerinin içine bakarak hepsini içtenliğim ile anlatasım var. Nasıl kırıldığımı, nasıl toparlandığımı… Sen beni bilmiyorsun da ben seni çok iyi biliyorum. Gözlerimi kapattım, her şeye kör bir vaziyette bekliyorum. Gökyüzüne ne tür bir açı ile baksam sanki gözlerini yansıtıyor bana. Güneş ışınları uzanıyor yer yüzüne, görebiliyorum! Tıpkı senin saçlarının renginde. Gel seyredelim. Avucumun içinde kaybolsun ellerin. Tut, tut ki kaybettiğimi zannettiğim hislerimi tekrar hissedebileyim. Göğsüm de uzun süredir nedensiz bir ağrı, gülümseyişin ile son bulsun artık. Çek al beni bu reyonlar arasından, her farklı kitap da seni aramak çok zor. Bulamıyorum. Şiirlere de baktım, hatta yetmedi yazdım. Olmadı yada ben veya onlar olduramadık. Senin güzelliğin ile örtüşebilecek dörtlükler kurulmadı, kuramadım. Ah ama aklımdan geçenleri bir kaleme alabilsem. İşte o zaman sana ve senli şiirlere sahip olurum. Ben gitmiyorum. Burada sessiz bir şekilde seni bekliyorum. Benim değilsin ama çok özlüyorum…

Author: Ayberk Kezer

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir